22.12.2007 Oleey, dışarısı güzel bir yere benziyor:)

Yine beeeennnn...



Bugün annem ve babam bir alışveriş merkezine gittiler, Alper Amca da oradaydı... Konuşurlerken duydum, annem doktor amcaya gittiğinde soracak, doktor amca izin verirse annem Alper Amca'nın spor salonuna gitmeye başlayacak. Ne kadar hareket edip spor yaparsa beni o kadar rahat doğurabilirmiş... Umarım doktor amca da izin verir ve annem spora başlayabilir.



Annem ve babam daha sonra bir şeyler içtiler, bu sırada amcam da yanlarına geldi... O'nun adı Volkan... Amcaaa burnu kancaa hehe, onu da çok sevdim, erkek olursam beni çapkınlığa götürecekmiş... Annem bu lafına çok kızdı! İkisi de şaka yaptılar tabii...



Annem, babam ve amcam hep birlikte bir yere yürümeye başladılar... Vardıklarında çok fazla gürültü vardı. Bir sürü insan vardı sanki, hepsi aynı şeyleri söyleyerek bağırıyorlardı. Alkış sesleri duyulmaya başladı, benim için bu kadar seviniyorlar sanmıştım ama değilmiş... Maç diyorlar bu bağırma eylemine... Ben hiç bir şey göremedim ama heyecanlı bir şeye benziyor. Annem bir oturdu bir kalktı çünkü, arada sevindi, bazen de kızdı... Sonradan anladım ki bizim takımın basketbol maçıymış... KARŞIYAKAAAA, SEN ÇOK YAŞAAAAA..... diye bağırıyorlardı. Ben de bağırmaya başladım onlarla birlikte ama benim sesimi duyan olmadı :(



Kendi kendime bağırdım durdum, KAF KAF KAF SİN SİN SİN KAF SİN KAF SİN KAF!!!



Evet, sanırım dışarısı eğlenceli bir yer... Ben bir dünyaya geleyim, babam ve annem beni giydirip bu maçlara götürecekmiş... Hem o zaman istediğim kadar bağırırım, beni de herkes duyar;) Bir de laf aramızda ben KARŞIYAKALI olamayacakmışım, KARŞIYAKALI doğacakmışım;)



Şimdilik bu kadar... Ayın 29 unda annem ve babam doktora gidecekler, döndüklerinde yine yazarım... Bakalım kendimi onlara gösterebilecek miyim?

19.12.2007 Mektup -6-

Minik Tavşanım,

Senin içimde olduğunu öğreneli 5 gün oldu bugün... Çok şaşkınım, çok mutluyum...

Seni henüz hissedemiyorum ama içimde olduğunu bilmek, kanımın canından geçtiğini bilmek, hareketlerini hissedeceğim günü düşünmek bana huzur veriyor.

Canımız, babacığın senin geldiğini yeni yeni anlamaya başladı... "Şimdi senin içinde bebek mi var?" diye sürekli sorup ardından da gülüyor. :))) Geçen hafta sonu anneannen ve babaannenle birlikte sana ilk bodylerini aldık. Babana gösterdiğimde yüzündeki ifadeyi görmeliydin... İlk eşyan yeşil-kırmızı çizgili önünde de yeşil-kırmızı mantar resmi olan bir body... Mevsim kış, uzun kollusunu bulabildim... Sen yazın doğacağın için hastaneden çıkarken büyük ihtimalle bu cicini giyemeyeceksin ama sana hastane çıkışı için süper bir hediyem olacak miniğim, görünce sen ve herkes eminim çok beğeneceksiniz...

İşte böyle kuzucum... Seni şimdiden çok ama çok seviyoruz...

Annen...

14.12.2007 Mektup -5-

Canımın içi, Peri Yavrum...

Bu sabah uyandığımda ne karnımdaki ağrı, ne de içimdeki sıkıntı senin bana gelebileceğin ihtimalini getirmiyordu aklıma. Yataktan kalktığımda öylece sakin ve umursuzca banyoya gittim... Test kitini kullandım ve elime alıp balkona çıktım...
Anneannen ve deden bir de güzel kuçumuz Pixie evimizdeler...

Yanımızda olduk
ları için çok mutluyum. Onları uyandırmamak adına çok sessiz hareket ettim... Balkonda oturup uzakta görünen denize bakmaya başladım. Bir denize, bir teste bakıyordum. Yavaş yavaş ikinci çizgi, senin geldiğini müjdeleyen çizgi görünmeye başladı bebeğim... Çok silikti...


Var mıydın yok muydun anlam veremedim... Dizlerim titremeye başladı... Yavaşça balkonun kapısını açıp içeri girdim ki birden dedenle karşılaştık... O an bir elimde test... Diğer elim göğsümde, sanki çıkmaya çalışan kalbimi tutar gibi... Kendimi tutamadım... İlk deden öğrendi miniğim... "Ciddi misin?" dedi, öptü beni kokladı, anneannen dedenin sesine uyandı, inanamadı, çok sevindi ama "iyice belli olana kadar kendini umutlandırma" dedi... Sonra içeriye koştum, baban uyuyordu... "Kalk" dedim, "Caner çabuk kalk! Hamileyim!"... Çok sevindik... Çizgi silik olduğu için çok da heveslenmek istemedik...

İşe gitmek üzere evden çıktım ve önce eve yakın bir sağlık kuruluşuna uğrayıp kan verdim... Sonucunu öğlen alabileceğimi söylediler... İçim içime sığmıyordu küçüğüm, iş yerime kadar nasıl geldim, aklımdan neler geçti, ben kimdim, neredeydim... Dünya durmuştu sanki...
Büroya girmeden önce bir test daha aldım... Hemen onu da kullandım... Evet, onda da çift çizgi çıkmıştı ama o da silikti... Artık laboratuarın sonuçlarını beklemekten başka yapacak bir şeyim kalmamıştı...

Saat 12:29... Telefon ettim... Müjdeli haberi verdiler... Beta Hcg 418 çıkmıştı... Çok güzel bir sonuçtu bu. 3-4 haftalık kadardın, küçücüktün... Geldiğin kesinlik kazanınca babaanneni de aradım, kendini tutamadı, çok sevindi çok ağladı... Kendi babaannemi de aradım, onlarda hüngür hüngür ağladılar... Hepimiz çok ama çok mutluyuz...


İçim kıpır kıpır miniğim, sakın bırakma beni, sımsıkı tutun... Seni çok ama çok seviyorum... Seviyoruz...


Annen...

24.11.2007 Mektup -4-



Bebeğim,

Çağırdık da gelmedin diye çok üzüldük... Sana biraz daha ısrar etmek adına bugün doktor amcana gittik. Baban da, annen de çok sağlıklıymış yavrum şükürler olsun ki...
Doktor amcan bizlere beklememizi söyledi. Yakın bir zamanda O da, biz de geleceğini umuyoruz.


Geçen gün babaannene giderken bir mağaza gördüm. Vitrininde de şahane bir şey! Set halinde... Doğduğun zaman seni hastaneden yuvamıza getireceğimizde kullanılan bir şey... Çok almak istedim miniğim ama prens misin, prenses misin bilmiyorum ki... Rengine karar veremem henüz. Sen bir sağlıkla gel küçüğüm, anneciğin de babacığın da sana ne ciciler alacak... Seninle ne oyunlar oynayacak... Sana kaç gecelerce uykusunu hediye edecek, her sesini duyduğunda sana sütünü verebilmek için nasıl da hazır olda bekleyecek bu annen...


Kendimden vaz geçtim bebeğim... Ne aylarca çekeceğim bulantılarım, ne kasılmalarım ne de sancılarım gözümde değil... Sen yeter ki sağlıkla gel, o eşsiz kokunu içime çekebileyim, pamuk ellerin ellerimin arasında olsun, güzel alnına sımsıcak bir öpücük kondurabileyim...


Ruhun bir yerlerde hazır biliyorum. Tanrı'nın "Hadi!" demesini bekliyorsun. Sabrediyoruz bebeğim, biliyoruz... Sen de bize gelmek istiyorsun...
Annen...

11.11.2007 Mektup -3-


Küçük çiğ damlamız, Sana yazmayalı bir buçuk ayı bile geçmiş... Bir buçuk ayın her gününde, çok sık aralıklarla çokça seni düşündüm. Annen artık çok korkuyor bebeğim! Yoksa canın gelmek istemiyor mu? Geç mi kalacaksın? Bizi ne kadar bekleteceksin? Bütün bu soruların cevabını öyle merak ediyorum ki, hiç aklımdan çıkmıyorsun... Ne zaman geleceksin?

Canımız, bu gün babacığınla evleneli tam bir yıl oldu. Evlilik güzel olduğu kadar ağır sorumlulukları da var yavrum. Sarp kayaları aşıp, düzlüğe çıkana kadar sabredersen, gördüğün manzaraya değecek sabrın... Biz babacığınla bu sabrı gösterdik, şimdi düzlükte omuz omuza cenneti yaşıyoruz... Sen büyüdüğünde senin de şansın güzel olsun canımız!...


Seni şimdiden çok seviyoruz, karnımdaki kıpırtılarını hissetmek için sabırsızlanıyorum. Emin ol ki baban da senin mis kokunu içine çekmek için can atıyor... Biz... Senin gelmen için can atıyoruz...
Annen...

11.11.2007 Anne ve Babamın 1.Evlilik Yıldönümleri

Annem ve babam geçen yıl bu gün çok mutluydular. Dünya evine giriyorlardı. Bunu not edeyim de büyüyünce anneme soracağım, dünya evi ne demek?

Annem bir plan yaptı, babamın bu akşam maçı vardı, kazandılar. Maç biter bitmez annem babamı kolundan tuttuğu gibi bir rum tavernasına götürdü.

Annem orda sirtaki yapmayı bile öğrendi, babamda alkışlarıyla anneme eşlik etti...
Bir amca gelip sirtaki yaptı. Önce Süleyman Amcam sandım ama değilmiş, sadece benziyormuş... Tüm gece güzel güzel yiyip içtiler, oynadılar, eğlendiler... Kim bilir? Belki seneye ben de onlara katılır, annemden sirtaki öğrenirim:)))

22.09.2007 Mektup -2-



Bebeğim, Artık senin gelmeni çok daha fazla istiyoruz. Babacığın ve ben, sen daha yola koyulmadan sana en çok yakışacak ismi düşünmeye başladık bile... Eğer dünya güzeli bir prenses isen şimdilik "DEFNE" çok hoşumuza gitti. Çok yakışıklı bir prense göre bir ismi ise henüz bulamadık. Önümüzdeki süreç içerisinde düşünmeye devam edeceğiz bir tanemiz...

Babacığın şu anda yok... Gece geçmek bilmiyor. O yanımda olmadığında uykulara dalmak hiç kolay olmuyor. Yakışıklı baban bize daha güzel, daha kolay bir gelecek sağlamak için ömrünün bir kısmını yollarda ve başka şehirlerde geçiriyor fıstığım... Sen geldiğinde de bir süre bu böyle devam edecek. İkimiz, sen ve ben sarılıp uyuyacağız o gecelerde. Yakışıklı, fedakar babanı bekleyeceğiz. O, bir kaç gün ortadan kaybolduğunda endişelenme meleğim, korkma sakın... Bil ki bizim için, en çok da senin daha iyi büyüyebilmen için evde olamayacak bir kaç gün...

Tanrı babacığını başımızdan eksik etmesin. O bizi inanki çok ama çok, hele ki seni canından çok seviyor...
Anneciğin...

20.08.2007 Mektup -1-

Biriciğimiz, su damlamız...
Sen daha içimde bile değilken, aramıza bir gün katılacak olmanın heyecanıyla daha fazla dayanamadım bebeğim yazmamaya...

Biliyorum sana seslenmek için belki de çok erken. Kimine göre şımarıklıktır, kimine göre gereksizdir belki de şimdi sana yazdıklarım... Benim için değil küçük kurbağam! Büyüyüp de aklın erdiğinde, bu ilk günlüğünü okurken sen, bilmeni istedim sadece... Sen bebeğim, kaderin birden bire içime atıverdiği, beklenmedik bir anda geliveren bir peri olmayacaksın. Bunları okurken anlayacaksın ki, sen çok istendin, anneciğin ve babacığın senin için hazırlandılar... Gelecek planlarının listesinde, en üst sıraya oturdun... Ulaşmak istedikleri nadide bir çiçeksin şimdi...
Seni bir kaç ay sonra hayatımıza sokmak istiyoruz. "Bu kadar istiyorsanız neden şimdi değil?" diye soracaksın... Çünkü bebeğim, ilk yatağını hazırlıyoruz. Senin sağlıklı olman için, üzülmemen için, dolayısı ile bizim üzülmememiz için kontrollerimizi yaptırıyoruz. Senin ilk yatağında rahat rahat yatıp, sağlıklı bir şekilde büyüyebilmen için, önce kendi sağlığımızı eksiksiz hale getiriyoruz. Tüm bu hazırlıklarımız bir kaç ay sonra tamamlandığında, seni hayatımıza davet edeceğiz. Sen de hazırla kendini bebeğim. Biliyorum ki evrende bir yerlerde, sen de sabırsızlıkla davetini bekliyor, bir bedenle yer yüzüne inecek olmanın heyecanını yaşıyorsun meleğim...

Babacığın ve ben iki seneden uzun zamandır tanışıyoruz Su Damlam. Babanla ilk buluştuğumuzda "işte o adam" diye geçmişti içimden. O'nun şevkat dolu yem yeşil bakışkarını gördükten sonra, nasıl iyi bir baba olacağını anladım... Her anne gibi ben de senin bana benzemeni isterim ama babanın güzel gözlerini alırsın umarım. Öyle olmasa da babanın güzel gözlerine bak bebeğim, O'nun gözlerindeki merhameti al... Çok ileride anlayacaksın zaten, güzel bakmak, güzel gözlerinin olmasından daha önemlidir...
Tanıştığımız zaman içerisinde babacığın ve ben çok güzel günler geçirdik. Birlikte çok güldük, çok eğlendik. Yeri geldi çok zor günlerimiz oldu. El ele verdik, zorlukları geride bıraktık. Birbirimize aşk ile bağlandık. Artık hiç ayrılmak istemediğimiz için evlendik. Her şeyimizi çok özenerek yaptık. Çok güzel, neşeli bir düğünümüz oldu. Babaannen, anneannen, deden, büyük büyük
annelerin, büyük dedelerin, amcan
... Kısacası bizi seven, bizim sevdiğimiz herkes hep destek oldular bize... Bu mutlu yuvayı hep birlikte kurduğumuz gibi, şimdi senin gelişini de hep birlikte bekliyoruz...

Evlendikte sonra, bir yılda kısa bir süre içerisinde senin doğacağın bu eve sahip olduk. İki odalı olan çok güzel evler vardı ama istemedik... Babacığınla tutturduk üç odası olsun diye... Çünkü bir odayı sana ayırmak istedik. Şimdi üçüncü odamız var artık... Odan da önce cicilerini sonra seni bekliyor.

Bak bizim minik perimiz. Zaman durdu, tüm dünya durdu... Senin gelişinle birlikte hareketlerine devam edecekler. Sen şimdiden bizim hayat ışığımız oldun. Bekletme kendini çok...

Bu defter ilk defterin olsun su damlamız... Dedeciğin boş olarak bana hediye etmişti, ben dolu olarak sana hediye edeceğim...

Babacığın ve ben seni herşeyin üzerinde tutup, her şeyden çok seveceğimize söz veriyoruz. Biz, kocaman büyük ailen ve iki tane güzel kuçu... Hepimiz buradayız, seni bekliyoruz...

Annen...

AĞUSTOS'2007

Annem ve babam beni çağırdıkları için çok heyecanlılar. Dünyaya gelmeden önceki yolculuğumu en rahat şekilde geçirebilmem için annem doktor amcaya gitmeye karar verdi. Herkes ona kızdı... Gerek yok dedi... Olsun du... Annem kendince çok büyük sorumluluk almıştı. Bu yüzden kimseyi dinlemeyip doktor amcaya gitti...
Annemden kan aldılar, her şeyi çok güzel çıktı... Artık içi rahatlamıştı... Huzurlu bir şekilde beni beklemeye başlayabilirdi...

BAŞLARKEN...

Merhaba herkes...

Henüz bir adım yok. Aslında ben de yokum... Yukarılarda bir yerlerde beni yeryüzüne indirecek olan meleğimi bekliyorum... Ben annemin rahmine düşmeden, annem ve babam beni çoktan akıllarına düşürdüler.

Annem ve babam 11 Kasım 2006 tarihinde, serin bir Cumartesi akşamı saat 18:30'da Karşıyaka Nikah dairesinde evlendiler... (Özellikle babam ama ikisi de fanatik Karşıyakalılar)Birbirlerini çok seviyorlar, ikisi de birbiri olmadan bir yanlarının eksik olacağını anladılar ki, hiç akıllarında yokken evlenmeye karar verdiler.

Annem Peri Kızı gibi bir gelin oldu... Babam da prensler gibiydi... Ertesi gün hemen balayına gittiler. Balayından döner dönmez babam hemen işe başladı. Bir süre sonra annem de işe başladı... Birbirlerini zor görmeye başladılar ama evimiz düzene girdi. Her şeyi yoluna koydular... Baktılar ki her şey yolunda gitmeye devam ediyor, beni de aralarına katmaya karar verdiler. Ama ben biraz nazlı olacağım heralde. Öyle hemen gel dediklerinde gitmedim. Çok fazla da bekletmeyeceğim ama biliyorlar ki bir zamanı var... Söyledim ya, beni onlara götürecek meleği bekliyorum... Ve annem ile babam da...

Annem... Yani Burcu... Bana ilerde güzel bir armağan olacağını düşündüğünden olsa gerek, harıl harıl bana mektuplar yazmaya başladı. Belli bir adresim olsaydı eminim ki babam yani Caner, o mektupları hiç vakit kaybetmeden bana göndermeye başlardı…

Ara sıra annemin o güzel eflatun renkli defterine onlar fark etmeden göz atıyorum. Ben henüz olmasam da, onlar benim varlığıma kendilerini alıştırmaya başlamışlar bile. Beni şimdiden çok seviyorlar, öpüp koklasalar kim bilir daha ne kadar çok sevecekler?

Burada yazacaklar annemin ve babamın hisleri olacak… Beni nasıl bekliyorlar hep birlikte göreceğiz… Okuyalım annemin mektuplarını…