MEVLÜDÜMÜZÜ YAPTIK :) 30.08.2008 Cumartesi

Bugün mevlüdümüz de okundu, Allah kabul etsin İnşallah... Ramazan girmeden yapalım istedik.

Yaklaşık 40 kişi geldi, sağ olsunlar, çok güzel geçti. Mevlüt okunurken kızım güzel güzel uyudu, hiç huysuzluk etmedi. Kolay oldu bizim için. Gelinliğimiz çok komik durdu, şapkamız ayrı komik:)) Dondurmacı usta diye lakap taktık kızıma bu şapkasıyla...

Bu fotoğraflarımız da mevlütten:) ...








GÖBEĞİMİZ DÜŞTÜ:))) 18.08.2008 Pazartesi

Bugün göbeğimiz düştü, altını açtığımda klips ve göbek elimde kaldı aman ne sevindik ne sevindik... Yıkayabilirmişiz göbek düşmeden de ama biz yine de yıkamamıştık.
19.08.2008 Salı günü ilk banyomuzu yaptık:)))




HOŞ GELDİN DÜNYAMIZA PRENSESİM...13.08.2008

(Doğumdan 1 gece önce, içimdeki son kıpırtılarından bir paket)


13.08.2008 Çarşamba...
Bugün geldin hayatımıza benim güzel kızım.





Saat 07:30 ...
Kalktım yataktan. Hiç uyuyamadım gece. Hep sabahı bekledim. İçim çok buruktu, sana bir yandan kavuşup bir yandan da senden ayrılacaktım. Bütün gece, aklıma geldikçe içim hep cız etti. Bazen ağlamak istedim ama tuttum, boğazımda düğümlendi, son saatlerinde sen içimdeyken, üzüntümü hisset istemedim. Çantayı son defa kontrol ettim, duşumu yapıp giyindim son defa hamile olarak. Hazırdım...

Baban, anneannen, deden evden çıktık saat 08:15 te. Köpeğimiz Pixie'yi okşadım, öyle çıktım ben, anlıyor muydu acaba nereye gittiğimizi? Sonra babaanneni ve amcanı aldık, doğru hastaneye...


Saat 09:05 ...
Arabada çok mutluydum, sabah güneşi çok güzeldi, denizde şıkırtılar bırakıyordu... Radyoların hepsini dolaştım kanal kanal... Ruh halime göre bir müzik bulamadım. Lay lay şarkılar söylerek nihayet hastaneye vardık. Doğum servisine çıktık, bizi odamıza götürdüler. Ben odayı tanırken, baban da yatışımızı yapmak için aşağıya indi tekrar. Anneannen, babaannen ve ben odamızın kapısını süsledik, eşyalarımızı yerleştirdik...

Hala korkmuyorum doğumdan ve yine sevinç ile o burukluktan başka hissettiğim başka bir şey yok...


Saat yaklaşık 10:30 ...
Acayip bir his başladı içimde. Doktorum saat 10:00 da doğum olacağını söylemişti ama hala ortalarda yok. Şu anda hayatımın merkezindeki tek insan o. Canım ve canımın içi önce Allah'a sonra O'na emanet.

Az sonra nihayet hemşire odaya geliyor, "burada dışarı çıkmak isteyen bir bebek varmış!" diyor gülümseyerek, seni kast ediyor bebeğim, önlüğümü giyiyorum, herkesi tek tek öpüyorum, sedyeye yatırıyorlar beni, baban ameliyathaneye kadar eşlik ediyor bize. Asansörle 7 kat iniyoruz, hiç bitmeyecek gibi geliyor, uzadıkça uzuyor. İlk defa orda, asansörde, babanın gözlerinin içine bakınca korkumu hissediyorum. Ya bir daha göremezsem O'nu diye... Kapı açıldı, baban beni öptükten sonra birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi söyledik. Kamerayı bana verdi ve ben babana el sallarken beni içeriye aldılar.


Saat 10:50 ...
Anestezi odasında yanımda yatan, ayılmaya çalışan bir adamla yapayalnızım. Canımın sıkıntısından sürekli yaşlı adamın yüzüne bakıyorum belki iki kelime eder diye ama adam cağız dünyadan bir haber... Anestezi hemşiresi gelip tansiyon-nabız kontrolü yapıyor. Biraz sohbet ediyoruz. Bu saate kadar çoktan doğurmuş olmam gerekiyordu, acaba doktorum nerde???


Saat 11:05 ...
Anestezi uzmanı tatlı dili eşiğinde epidural kataterimi taktı. Doktorum hala ortalıkta yok, şimdi de beni, acaba doğumu başkası mı gerçekleştirecek korkusu sardı. Hiç bir şeyden korkmazken, birden her şeyden korkmaya başladım. İçim alt üst oldu, yaklaşık 12 saattir bir şey yemememe rağmen istifra ettim sürekli. Sonunda doktorum kapıda göründü, geldi yanıma. Bu arada bayağı bir zaman geçti, haydi bakalım dediler ve anestezi odasından ameliyathaneye sedye ile geçirdiler beni.

Sonunda sedyeden ameliyat masasına geçirildim. Son hazırlıklar yapılmaya başlandı. Kamerayı bir hemşireye vermiştim, o da çekim için hazırdı. Beni masaya kollarımdan bağladılar, önüme yeşil perdeyi koydular. Göğsümden aşağısını göremiyorum. Doktorum, Prof. Dr. Yakup ERATA, o güzel esprilerini yapmaya başladı. Hazır olduğunu söyledi herkes, hiç acı, ağrı, sancı hissetmiyorum ama sanırım artık karnımla ilgili bir şeyler yapıyorlar. İçimden bir şeyler çekiliyor sanki, son olarak biri göğsümün altından aşağıya doğru hafif hafif bastırıyor. Birden dünyanın o en güzel sesini duyuyorum, "SEN" ağlıyorsun...


Saat 11:49 ...
Kırmızısın, üzerinde ne yağ ne de kan var... Ter temizsin. "Sağlıklı mı?" diyorum, evet diyorlar. Birden içimi daha önce hiç bilmediğim bir huzur kaplıyor. Ağlamaya başlıyorum, gözyaşlarım durmuyor. "Doğum saati 11:49" diyor hemşire. Seni silip hemen baş ucuma getiriyorlar, o cennet kokunu kokluyorum bebeğim ilk önce, kollarım bağlı sana dokunamıyorum, yüzüme iyice yaklaştırıyorlar, seni küçücük öpüyorum. Odamızda buluşmak üzere seni götürüyorlar. Bir ilaç veriyorlar elimdeki serumdan, kısa bir süreliğine uyuyorum...


Saat bilmiyorum ki kaç?...
Anestezi odasında ayılıyorum, çok hatırlamıyorum. Hayata dair son ve tek hatırladığım şey sensin... "İyi mi?" diye bir daha soruyorum, iyiymişsin, beni odamıza taşıyorlar. Sonrası yine yok, üzerimi giydirip, yatağıma yatırmışlar. Çok ağlamışsın ben odaya gelene kadar, ben gelir gelmez susmuşsun. Beni yan çevirip, emzirmem için göğsümü açtılar hatırlıyorum, çok acıkmışsın, hemen emmeye başladın hayatı... İçim doldu doldu taştı, çok güzeldin, benimdin, bizimdin...

"Burcu, aynı sen gibi kokuyor kızımız" dedi, baban. Bu sözünü unutamıyorum...






13.08.2008 Çarşamba,
Saat 11:49 (11:50 yazılmış doğum kağıdına)
İzmir Özel Ege Sağlık Hastanesi,
1609 numaralı oda...
Sezeryan ile 3.150 gram olarak merhaba dedin hayata...

Hoş geldin bebeğim, hoş geldin Defnem,
Hoş geldin dünyama...

İŞTE GELİYORSUN GÜZEL KIZIM...


(Doğumdan 1 gece önce,benim en güzel hediyem)

Bebeğim, Defne Perim...

Seninle 38 haftalık bir yolculuğun sonuna gelmek üzereyiz. Durağımız bir hastane olacak, orada senin mis kokunu koklayıp ilk defa gözlerine baktığımda, tekrar bambaşka bir yolculuğa başlamış olacağız. Bir ömür boyu, sen, ben, babacığın ve sevdiklerimiz... Bu yolculukta önümüze çıkan her türlü irili ufaklı engeli hep beraber aşacağız. Sana söz, yürüdüğün bu yolda, sen ne zaman istersen elinden tutacağız, hep seninle olacağız bizim güzel kızımız.

Çok heyecanlıyım, çok mutluyum. İçim çok azıcık buruk, senin minik kıpırtılarını özler miyim diye düşünmüyor değilim. Belki de hiç özlemem, sen hayatımı öyle doldurursun ki, hayatımdan öyle memnun olurum ki, eskiyi hatırlamaya fırsat bile kalmaz...




Beyaz papatyam,
1 gün sonra, 13 Ağustos 2008 Çarşamba günü bizim için yeni bir hayat başlıyor, hoş geliyorsun hayatımıza, iyi ki geliyorsun yaşantımıza. Belki bu, sen doğmadan yazdığım son yazıdır. Ama sen geldikten sonra birlikte devam edeceğiz yazmaya. Son olarak eklemek istediğim bir şey var, Ziya Deden, benim babacığım yani, hepimize tek tek bir mektup yazmış, bak bakalım neler demiş;

"Canlarım
(Burcu, Defne, Caner, Fezoş(annem)),

Bugün 6 Ağustos Çarşamba. Tam 1 hafta sonra yani 13 ve ya 14 Ağustosta kızımın, Defne'yi, biricik torunumu doğuracağını öğrendim.

Tarifi imkansız bir heyecan içerisindeyim. Allahtan kızıma ve torunuma yardımcı olmasını ve sağlıklı doğumla Defnemizin dünyaya gelmesini diliyorum. Bütün günlerim hep bu dualarla geçiyor.

-Fezoşum,
Yıllardan beri hayalimiz inşallah 1 hafta sonra Allahımın izniyle gerçekleşecek. Bundan sonraki yaşantımızda artık zamanımızı torunumuzun sevgisiyle geçireceğiz. Allah sağlık versin de, bu mutluluğu hep beraber yaşayalım.

-Kızım,
Doğduğundan beri seni çok sevdik. Hemde çok... Bize mutluluğu yaşatacağın için şimdiden sana teşekkür ediyorum. Aynı sevgiyi senin ve Caner'in bir parçası olan torunumuza da vereceğimizden hiç şüphen olmasın. Sağlıklı bir şekilde büyütmeniz dileğimle, tabi ki hep beraber...

-Caner,
Seni tanıdığım ilk günü hatırlıyor musun? O gün davranışların ve terbiyen çok hoşuma gitmişti. Bugün de aynı düşünceler içerisindeyim. Allaha şükürler olsun ki bu birlikteliğimizi çok güzel bir duyguyla perçinleyeceksiniz. Kızım annelik duygusunu tadarken, sen de babalık olgusunu yaşayacaksın. Hem anne olarak, hem de baba olarak, torunumuza çok iyi bakacağınıza inanıyorum.

-Evet sen torunum Defne,
Daha ilk oluşumunu duyduklarında, annenle baban, adını Defne koydular. Biz de anneannenle hep Defnemize yani sana dua ettik. İşte Allahın izniyle 1 hafta sonra dünyaya gözlerini açacaksın. Bu annenle baban gibi anneannenle benim de ilk heyecanımız. Sağlıklı doğ oldu mu Defneciğim?... Annen de seni sağlıkla doğursun. Seni sabırsızlıkla bekliyoruz.

Annen, baban, anneannen, ben, babaannen, amcan, Sevim Ninen, annenin ve babanın akrabaları, hepimiz seni bekliyoruz. Seni seviyoruz.

Bu satırları, bir gün senin de geleceğin Altınoluk'tan yazıyorum. Hadi yavrucuğum, sağlıkla doğ ve bize bir an önce gel. Anneni, babanı bize senin gibi bir torun verecekleri için sevgiyle öpüyorum.

Deden, Ziya..."

(Doğumdan 1 gece önce, anneannen, deden ve biz)

***

İşte seninle de paylaşmış oldum bu mektubu güzel kızım. Bu kadar sevgiye şimdi ben nasıl ağlamayayım? Nasıl duygulanmayayım? Dilerim ki babamın bizler için hissettiklerini bir gün baban ve ben de senin için hissederiz güzel perim.

Şimdilik sana hoşça kal, içimden kopup gideceksin çok az zaman sonra ama işte asıl içime işleyeceğin zaman o an başlayacak. Gel kucağımıza, erit içimi...

12 Temmuz 2008 Cumartesi 33+6






(Ultrason görüntüleri 32+1 ait.)
DEFNEM, bir tanecik peri kızım... Çok uzun zamandır seninle yaşadığım günleri buraya yazamadım, tembellik yaptım sanırım biraz. Bu arada sen ne kadar büyüdün, hareketlerin ne kadar değişti bir bilsen...

Doktor amcana gidişlerimiz daha da arttı. Artık 15 günde bir gidiyoruz seni görmeye, her gittiğimizde sen daha hızlı, daha çabuk büyüyor oluyorsun, hem şaşırıyoruz, hem seviniyoruz. Yüzünü gördüğüm zaman kalbim yerinden çıkacakmış gibi oluyor, dudakların, yanakların, burnun, her şeyin yerinde artık, doğduğunda nasıl olacaksın çok merak ediyorum... Nasıl olursan ol, benim için, baban için dünyanın en güzel varlığı sen olacaksın, bizim en büyük hediyemiz sen olacaksın mis kokulu kızım benim.

Üç haftadır birlikte tatildeydik, bol bol yüzdük, yürüdük, temiz hava aldık. Şimdi yine evimizdeyiz. Evimiz artık eskisi gibi değil, bir odamız sana ayrıldı. Çok güzel bir odan oldu benim prenses kızım, rahat yatağında çok tatlı, şekerli rüyalar görürsün umarım her uykunda. Çamaşırlarını da yıkadık ütüledik anneannen, babaannen ve ben, hepsi mis gibi oldular, dolabında senin gelmeni bekliyorlar. Hemen hemen her şeyin tamamlandı artık, bir tek sen eksiksin. Ama bunlar gelip geçici canım kızım benim. İyi insan olmak önemli olan, elbiseler giyilir çıkartılır, eskir atılır, odalar değişir, eşyaların biri gider biri gelir... Ama sen, sen her zaman seninle kalırsın, gece yatağa yattığında huzurlu, mutlu uyumaktan güzeli yoktur benim küçük prensesim. Dünyadaki herkes senin kadar değerlidir bunu hiç unutma, bırak eşyalar eskisin atılsın, sen kimseyi, yaşayan hiç bir canlıyı eskitip, fırlatıp atma minik kuzucum. Sen benim kuzumsun, başkaları başkalarının kuzusu... Bunu unutmadan yaşarsan hep iyi bir kuzu olarak anılırsın bitanem benim.

Şimdi sen içimde biraz daha büyümeye devam et, pembe teninin altı biraz daha etle dolsun, ciğerlerin ilk soluğunu almaya biraz daha hazırlansın... Zamanın gelince de acıt beni, bana dünyanın en güzel, en başka anını ver. Seni hayatta hiç bir şeyi beklemediğimiz gibi bekliyoruz. Seni çok seviyoruz...

Yazamadığım süreçteki fotoğraflarım...

29. Hafta...
Git gide daha da büyüyorum :)



27. Hafta...

Babamızın okul yemeğine gitmeden önce...




25. Hafta...
Babamızın ilk anneler günü hediyesi ve ben:)




22. Hafta...
Kızım ve karnım büyümeye başladılar:)





27 Nisan 2008 23. Haftamıza Girdik :)

Bebeğim, güzel kızım;
Günler hiç geçmiyorken nasıl oldu da birden hızla geçmeye başladı anlayamıyorum. Düşündüğüm zaman senin için yapmamız gereken hazırlıkları yetiştiremeyeceğiz gibi geliyor, bir daha düşününce yetişir yetişir diye kendimi teselli ediyorum.

3 hafta önce işten ayrıldım. Kendimi bir türlü dinlenmiş hissedemiyordum, şimdi evde rahat rahat seni büyütüyorum. Böylece hazırlıklara da daha fazla zaman ayırabileceğim. Tek problemimiz bacak ağrılarım ve geceleri rahat uyuyamamam. Olsun ama değil mi? Senin için her şeye değer :)

Bugün 23. haftanı doldurdun canım kızım. "Ben büyüyorum" dercesine karnımda Kung-Fu yapmaya da başladın. Artık hareketlerini çok net hissedebiliyorum, baban da hissediyor. Ama o elini koyunca çok fazla oynamıyorsun, baban da sıkılıp elini çekiyor. Sonra sen yine kuvvetli bir şekilde vuruyorsun, bunu da yine ben hissetmiş oluyorum.

Haftaya doktor amcana gideceğiz. Yine çok heyecanlıyız. Geçen kontrolümüzde yüzünü göstermemiştin, bu kontrolde güzel yüzünü görebilmeyi umuyoruz. Yattığın yerde güzel güzel büyü meleğim, bize kendini hissettirmeye devam et, seni çok seviyoruz...

Yüzün Hep Gülsün Pamuk Kızım 15 Mart 2008 16+6

Bebeğim,

10 Mart Pazartesi akşamı baban ve ben genel kontrol için doktor amcayı ziyarete gittik... Her şey yolunda, her şey olması gerektiği gibi gidiyor. Artık tamamen bizlere, insanlara benziyorsun... Sadece bizlerden çok ama çok küçüksün.

Doktor amcanın tüm uğraşlarına rağmen bize o gün yüzünü göstermedin. Arkanı dönmüş keyif yapıyordun. Yüzünü göremedik ama olsun, sağlıklı olduğunu bilmek bize yetti.

Bugün, yani 15 Mart Cumartesi... Üçlü tarama testimizi yaptırmak için tekrar doktor amcana gittik. Kısa bir süre tekrar ultrasona girdik. Baş ölçün alınırken yüzünü de görmek istedik. Doktor amcan bize seni gösterdi... Sen ağzını açıp kapatıyorsun, ellerini yüzüne götürüp kollarını birden havaya kaldırıyorsun, esniyorsun...Babanın gözlerini, suratındaki kocaman gülümsemeyi görmeni isterdim. İkimiz de çok şaşırdık. Bir fotoğraf istedik ve işte sen bu fotoğrafta bizlere gülümsedin benim küçük tavşanım.
Bu heyecanla çıkıp hemen yakındaki bebek mağazasına uğradık. Babacığın sana ilk hediyesini aldı :) Yumuşacık, pespembe bir uyku ayıcığı aldı babacığın sana. Sen o küçücük ellerinle sarılıp uyuyasın diye...

Bugün bize gülümsemekle bizi çok mutlu ettin bebeğim. Gülen yüzün hiç solmasın, hep gül, akıtacağın göz yaşı varsa hep mutluluk gözyaşları olsun, sen hiç üzüntüden ağlama... Seni çok seviyoruz.


06.03.2008 15+4 Sanırım Seni Hissediyorum :)


Bebeğim...

İşyerindeyim, bir oturup bir kalkıyorum sürekli. Uyutmadım seni herhalde? Sende bir kıpırdanma hali mi başladı? İçimde yüzüyorsun sanırım... Çok net olmamakla birlikte minik kanat çırpmaları gibi hissediyorum. Geçtiğimiz günlerde bir kaç kez karıncalanma gibi hissetmiştim ama bu daha belirgin, gaz hareketi olmadığına da eminim...


Çok duygulandım Defnem... Hemen babacığına haber verdim, sesindeki mutluluğun tınısını duymak beni daha da derin hislere sürükledi...

Hadi bebeğim, büyü bebeğim... Tekmelerini hissetmek için sabırsızlanıyoruz...
Seni çok ama çok seviyoruz...

PERİ KIZIMIZ GELİYOR... 23 Şubat 2008 13+6






Meleğimiz, pembe tavşanımız, dünyalar güzeli kızımız bizim... Bugün babanın maçı, maçtan önce doktorla da randevumuz vardı... Cinsiyetini öğrenmek için kısa bir görüşme ayarlamıştık doktor amcanla. Aslında geçen hafta anneannen, babaannen ve ben uğramıştık ama %90'lık bir cinsiyet tahmini yapılmıştı. Doktor amcan da %100 söyleyebilmek için haftaya babayla birlikte tekrar gelin demişti...

Babacığınla birlikte ultrason odasına geçtik, hemen gördü doktor amcan benim canım kızım... %100 kız dedi senin için... Sen ne olursan ol bizim canımızdansın, kanımızdansın, yine ben doğuracağım seni sonuçta ama birden gözümün önüne geliyor... Şimdi kızım olacaksın, ileride arkadaşım, yoldaşım...

Aaaah ahh, kim bilir baban ne kadar çok sevecek seni, ne kadar çok üzerine titreyecek... Tek korkusu seni sıkmakmış babacığının... Sıkmazsın dedim, bak görürsün, ne kadar güzel olacak her şey...


10 Mart'ta kontrolümüz var... Çünkü bugün gittiğimizde kontrole değil, sadece cinsiyetini öğrenmeye gittik... Doktor amcandan rica ettik seni şöyle bir "komple" :))) gösterdi bize ama çok kısa sürdü, dışarıda çok bekleyen vardı. "Oooo bu velet olmuş artık" dedi senin için, "her şey çok güzel görünüyor" dedi, sevindik...



Canımız, Defne kokulu kızımız, rüyalarımın pembe saçlı, kırmızı dudaklı, bal yanaklı Peri Kızı... Ahh kızım, iyi ki varsın, iyi ki geliyorsun hayatımıza... Hep iyilerle karşılaş, bahtın güzel olsun benim pamuk şekerim... Seni çok ama çok seviyoruz...

07.02.2008 11+4 PERİMİZ ARTIK BİZLERE BENZİYOR :)

Perim, yavrum... Tomurcuğum benim...

Bugün yaşadığım şaşkınlığı hayatım boyunca yaşamadım desem, gördüklerim 26 yılın en güzel manzarasıydı desem... Ne dersem diyeyim anlatamayacağım bu hislerimi... Zaten içimdesin, biliyorsun...

Bugün baban ve ben yeni doktorunla tanıştık... Değiştirdik doktorumuzu çünkü bir önceki doktorumuz, meraklı annenin sorularına yeterli cevapları vermiyor, anneni daha da merak içinde bırakıyordu... Böylesi eminim hepimiz için daha iyi oldu :)

Doktorumuz bize ayrıntılarıyla her şeyi anlattı, bizi hiç merakta bırakmadı... Sormak istediğimiz soruları sanki biliyormuş gibi daha biz sormadan bilmek istediğimiz şeyleri kendiliğinden söyledi...
Daha sonra babanı ve beni ultrason odasına aldı... Doktor amcanla tanışmamaız güzel geçmişti ama bu kez seninle bu kadar yakından tanışacağımızı düşünmemiştik... Beklediğim şey kocaman bir kafa, daha küçük bir gövde, kol ve bacak tomurcukları ve belki de biraz hareketti... Ama sen ne olmuşsun, ne yapmışsın öyle... Görüntün monitöre yansıdığı anda hem baban hem ben şaşkınlığımızı gizleyemedik.



Sen artık bize benzemişsin bebeğim, küçücük bir insan olmuşsun... Daha 6,5 santimsin ama insanlara ait tüm özelliklerin neredeyse oluşmuş... Kocaman bir kafan ve göbeğin var, kolların oluşmuş, hatta elini başına koymuşsun... Bacaklarını ileri uzatıp kendine çekiyorsun... Minicik ayakların var... Ve Tanrımıza sonsuz şükürler olsun, her şeyin sağlıklı görünüyor... Benim de kanımı alıp ikili testimizi yaptılar... Şu anda sağlığın açısından bir riskin görünmüyor bebeğim...
Doktor amcan tüm bu görüntülerini CD'ye aktarıp bize verdi. Seni özledikçe oradan görebileceğim...

Tüm bu donanımlı vücuduna rağmen hala cinsiyetini bize göstermedin... 10-15 gün sonra tekrar bakarsak bir ihtimal görebileceğimizi öğrendik doktor amcandan.

Bir sonraki görüşmemize kadar hoşça kal bebeğim... Seni çok özleyeceğim...

9+4 25.01.2008 Cuma


Benim minik hazinem,


Küçük bal kavanozum, ufacık fındığım, tatlı meleğim...


Sen kanatlarını çırpıp da içime konalı bugün tam 9 hafta 4 gün oldu... Günler seninle bazen çok yavaş bazen de çok çabuk geçiyor. Geriye bakıyorum 9 hafta ne çabuk geçmiş diyorum... Önümüzdeki uzun yolculuğu düşündükçe de sanki zaman hiç geçmiyormuş gibi geliyor...


Bu güne kadar seni bir kaç kez ultrasonda görebildik. Ama sen yalnızca bir fasulyeye ya da onun gibi bir şeylere benziyordun. Seni çok merak ediyorum, kime benzeyeceksin, huyların nasıl olacak öğrenmek için sabırsızlanıyorum. Şu an için tek dileğim sağlığının eksiksiz olması...



Yaklaşık 2 hafta sonra yani 7 Şubat'ta baban ve ben tekrar kontrole doktora gideceğiz, bu kez sen biraz daha bize benziyor olacaksın. Seni o şekilde görebilmek beni şu anda en mutlu edecek şey olacak...


Şimdilik bu kadar canım bebeğim, buradaki resmin 8+2 iken gördüğümüz halin, seni bir dahaki görüşüme kadar çok özleyeceğim, seni çok seviyorum...

05.01.2008 6+5 Kalp Atışlarımız Duyuldu

Bugün annem ve babam sürpriz yapıp Balıkesir'e anneannemi ve dedemi ziyarete gittiler. Hepsi çok ama çok sevindi, çok çok mutlu oldular. Hazır gitmişken çok güvendikleri Doktor Mehmet Amca'ya uğramadan dönmek olmazdı. Nasıl olsa bir kaç gün sonra kalp atışlarımı dinlemek için doktora gitmeleri gerekiyordu. Mehmet Amca'nın huzurlu muayenehanesine girdiler... Annem son hastaydı. Onlardan başka kimse kalmayınca içeriye girdiler. Anneannem ve dedem de oradaydılar... Mehmet Amca da annemin karnına bir şey sürdü ve o aleti yani ultrasonu annemin karnında gezdirmeye başladı. Biraz büyümüşüm olmalıyım ki, onlar o aleti hiç bastırmadan ben hemen görünüverdim.

Mehmet Amca'dan izin aldık ve babam anneannemi ve dedemi de odaya çağırdı. Şimdi sessizlik zamanıydı... Birden savaş çıktı sandım. Eski zamanlardaki gibi... Bir sürü atlı odada koşturuyordu... Sonra konuşmalardan anladım ki, işte bu tüm gürültü ve patırtı benim bilmem kaç kez büyütülmüş kalp seslerimmiş... Odadaki herkes çok sevindi, çok duygulandı... Ben ise sadece korktum, kendi kalp seslerimden korktum...

Babam tüm o sesleri telefona kaydetmiş. Eve gittiklerinde hemen babaannemleri aradılar ve ona da dinlettiler. Ve büyük halama ve ninelere... Onlar için bu sesleri duymak çok önemli olmalı ki bu kadar üzerine düşüp tüm sevdikleriyle paylaşıyorlar...

Şimdi annem ve babam daha huzurlular... Biraz daha rahatladılar...

Düşündükçe aklım ermiyor, şimdi annemin iki kalbi mi var yani? Biri göğsünde biri karnında atıyor... İnsan kalpsiz yaşayamazmış, beni bu yüzden mi canından çok sevecek?... Merak ediyorum:)

25.12.2007 - İŞTE SONUNDA BURADAYIM :)


Annem ve babam ayın 29'unu bekleyemediler, annem öyle sabırsızlandı ki doktor amcayı arayıp bu akşam için randevu aldı. Annem ve babam doktora gitmek üzere şu meşhur Sevinç Pastanesi'nin önünde liseli aşıklar gibi buluştular. Randevu saatine bir süre daha olduğu için gidip bir bebek mağazasına göz attılar...


Saat 17:00 de doktorun muayenehanesinde hazırdılar işte !!! Doktor onları içeriye çağırdı... Anneme sorular sormaya başladı, annem hepsini tane tane cevapladı ama bir an önce beni ultrasound ile görmek için sabırsızlanıyordu. Doktor amca öncelikle annemi tartıya çıkardı... Annemin morali çok bozuldu, kilo almış, ne zamandır morali bozulmasın diye tartılmıyormuş ama buradan sonra kaçış yolu yoktu, acı gerçekle yüzleşti. (Hehehehe, daha ben ona ne kilolar aldıracağım...)


Sonra muayene için uzandı, doktor amca annemin göbeğine soğuk bir şey sürdü... Bırrrr, bu her beni görmek istediklerinde olacakmış... Sonra bir şey annemin göbeğinde gezmeye başladı, işte buna ultrasound deniyormuş... Babam doktor amcanın arkasından televizyon gibi bir şeye bakıyordu. Bir televizyona bakıyordu, bir anneme bakıyordu... Çok heyecanlıydı.


Doktor amca, "eveeeeet, işte burada" dedikten sonra annem birden daha da heyecanlandı. Başını kaldırıp o da televizyona baktı... Vay beee! Ben ne kadar küçükmüşüm, fotoğrafımı çektiler zaten, bakabilirsiniz... Orada, sağ tarafa doğru beyaz noktalarla etrafımı çevirmişler... Bu kadar küçük olduğuma biraz bozuldum tabi ama biliyorum ki her geçen gün hızla büyüyüp gelişeceğim...


Babam ve annem çok mutlu oldular... 25.12.2007 Salı günü itibariyle 5 hafta 2 günlükmüşüm... Buna 5+2 diyorlar... Doktor amca, bilgilerinden dolayı annemi tebrik etti. Annem havalara girdi birden, o da doktor amcaya teşekkür etti...


Daha çok küçük olduğum için kalp atışımı duyamadılar. Bu yüzden kısa bir süre sonra o televizyona bakmak ve kalp seslerimi dinlemek için tekrar gidecekler... Artık varlığım tam olarak kanıtlandığı için çok mutluyum... Haberler geldikçe yazmaya devam edeceğim :)))