HOŞ GELDİN DÜNYAMIZA PRENSESİM...13.08.2008

(Doğumdan 1 gece önce, içimdeki son kıpırtılarından bir paket)


13.08.2008 Çarşamba...
Bugün geldin hayatımıza benim güzel kızım.





Saat 07:30 ...
Kalktım yataktan. Hiç uyuyamadım gece. Hep sabahı bekledim. İçim çok buruktu, sana bir yandan kavuşup bir yandan da senden ayrılacaktım. Bütün gece, aklıma geldikçe içim hep cız etti. Bazen ağlamak istedim ama tuttum, boğazımda düğümlendi, son saatlerinde sen içimdeyken, üzüntümü hisset istemedim. Çantayı son defa kontrol ettim, duşumu yapıp giyindim son defa hamile olarak. Hazırdım...

Baban, anneannen, deden evden çıktık saat 08:15 te. Köpeğimiz Pixie'yi okşadım, öyle çıktım ben, anlıyor muydu acaba nereye gittiğimizi? Sonra babaanneni ve amcanı aldık, doğru hastaneye...


Saat 09:05 ...
Arabada çok mutluydum, sabah güneşi çok güzeldi, denizde şıkırtılar bırakıyordu... Radyoların hepsini dolaştım kanal kanal... Ruh halime göre bir müzik bulamadım. Lay lay şarkılar söylerek nihayet hastaneye vardık. Doğum servisine çıktık, bizi odamıza götürdüler. Ben odayı tanırken, baban da yatışımızı yapmak için aşağıya indi tekrar. Anneannen, babaannen ve ben odamızın kapısını süsledik, eşyalarımızı yerleştirdik...

Hala korkmuyorum doğumdan ve yine sevinç ile o burukluktan başka hissettiğim başka bir şey yok...


Saat yaklaşık 10:30 ...
Acayip bir his başladı içimde. Doktorum saat 10:00 da doğum olacağını söylemişti ama hala ortalarda yok. Şu anda hayatımın merkezindeki tek insan o. Canım ve canımın içi önce Allah'a sonra O'na emanet.

Az sonra nihayet hemşire odaya geliyor, "burada dışarı çıkmak isteyen bir bebek varmış!" diyor gülümseyerek, seni kast ediyor bebeğim, önlüğümü giyiyorum, herkesi tek tek öpüyorum, sedyeye yatırıyorlar beni, baban ameliyathaneye kadar eşlik ediyor bize. Asansörle 7 kat iniyoruz, hiç bitmeyecek gibi geliyor, uzadıkça uzuyor. İlk defa orda, asansörde, babanın gözlerinin içine bakınca korkumu hissediyorum. Ya bir daha göremezsem O'nu diye... Kapı açıldı, baban beni öptükten sonra birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi söyledik. Kamerayı bana verdi ve ben babana el sallarken beni içeriye aldılar.


Saat 10:50 ...
Anestezi odasında yanımda yatan, ayılmaya çalışan bir adamla yapayalnızım. Canımın sıkıntısından sürekli yaşlı adamın yüzüne bakıyorum belki iki kelime eder diye ama adam cağız dünyadan bir haber... Anestezi hemşiresi gelip tansiyon-nabız kontrolü yapıyor. Biraz sohbet ediyoruz. Bu saate kadar çoktan doğurmuş olmam gerekiyordu, acaba doktorum nerde???


Saat 11:05 ...
Anestezi uzmanı tatlı dili eşiğinde epidural kataterimi taktı. Doktorum hala ortalıkta yok, şimdi de beni, acaba doğumu başkası mı gerçekleştirecek korkusu sardı. Hiç bir şeyden korkmazken, birden her şeyden korkmaya başladım. İçim alt üst oldu, yaklaşık 12 saattir bir şey yemememe rağmen istifra ettim sürekli. Sonunda doktorum kapıda göründü, geldi yanıma. Bu arada bayağı bir zaman geçti, haydi bakalım dediler ve anestezi odasından ameliyathaneye sedye ile geçirdiler beni.

Sonunda sedyeden ameliyat masasına geçirildim. Son hazırlıklar yapılmaya başlandı. Kamerayı bir hemşireye vermiştim, o da çekim için hazırdı. Beni masaya kollarımdan bağladılar, önüme yeşil perdeyi koydular. Göğsümden aşağısını göremiyorum. Doktorum, Prof. Dr. Yakup ERATA, o güzel esprilerini yapmaya başladı. Hazır olduğunu söyledi herkes, hiç acı, ağrı, sancı hissetmiyorum ama sanırım artık karnımla ilgili bir şeyler yapıyorlar. İçimden bir şeyler çekiliyor sanki, son olarak biri göğsümün altından aşağıya doğru hafif hafif bastırıyor. Birden dünyanın o en güzel sesini duyuyorum, "SEN" ağlıyorsun...


Saat 11:49 ...
Kırmızısın, üzerinde ne yağ ne de kan var... Ter temizsin. "Sağlıklı mı?" diyorum, evet diyorlar. Birden içimi daha önce hiç bilmediğim bir huzur kaplıyor. Ağlamaya başlıyorum, gözyaşlarım durmuyor. "Doğum saati 11:49" diyor hemşire. Seni silip hemen baş ucuma getiriyorlar, o cennet kokunu kokluyorum bebeğim ilk önce, kollarım bağlı sana dokunamıyorum, yüzüme iyice yaklaştırıyorlar, seni küçücük öpüyorum. Odamızda buluşmak üzere seni götürüyorlar. Bir ilaç veriyorlar elimdeki serumdan, kısa bir süreliğine uyuyorum...


Saat bilmiyorum ki kaç?...
Anestezi odasında ayılıyorum, çok hatırlamıyorum. Hayata dair son ve tek hatırladığım şey sensin... "İyi mi?" diye bir daha soruyorum, iyiymişsin, beni odamıza taşıyorlar. Sonrası yine yok, üzerimi giydirip, yatağıma yatırmışlar. Çok ağlamışsın ben odaya gelene kadar, ben gelir gelmez susmuşsun. Beni yan çevirip, emzirmem için göğsümü açtılar hatırlıyorum, çok acıkmışsın, hemen emmeye başladın hayatı... İçim doldu doldu taştı, çok güzeldin, benimdin, bizimdin...

"Burcu, aynı sen gibi kokuyor kızımız" dedi, baban. Bu sözünü unutamıyorum...






13.08.2008 Çarşamba,
Saat 11:49 (11:50 yazılmış doğum kağıdına)
İzmir Özel Ege Sağlık Hastanesi,
1609 numaralı oda...
Sezeryan ile 3.150 gram olarak merhaba dedin hayata...

Hoş geldin bebeğim, hoş geldin Defnem,
Hoş geldin dünyama...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Hoşgeldi DAMCASININ BİTANESİ :)

Ne çok şey yazmak geliyor insanın içinden. Neyse; beni herkesten daha iyi tanıyosunuz. Tek bir dileğim var; allah analı babalı sağlıklı büyütsün. Yazısı kokusu gibi güzel, sofrası bereketli, sevdikleri her daim yanında olsun. Mutlu olsun diyenin akıbeti hayırlı olsun...

Adsız dedi ki...

allah analı babalı buyutsun maaşallah çok güzel bitlipufi :))